15 Mayıs 2011 Pazar

Cinci Han

_4690_4688_4686_4685_4683_4681
_4680_4679_4678_4677_4676_4671
_4669

Cinci Han, a set on Flickr.

Via Flickr:
Yüzyillar boyunca Çin'den Anadolu topraklarına uzanan Tarihi İpekyolu üzerinde kurulmuş irili ufaklı yüzlerce kervansaraydan biri de Safranbolu Cinci Han'dir. Cinci Han, Safranbolu eşrafından Karabaşzade Hüeyin Efendi (Cinci Hoca) tarafindan 1645 yılında yaptırılmıştır . Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte, dönemin baş mimarlarından Koca Mimar Kasım Ağa tarafından yapıldığı sanılmaktadır .

Cinci Han

_4690_4688_4686_4685_4683_4681
_4680_4679_4678_4677_4676_4671
_4669

Cinci Han, a set on Flickr.

Cinci Han/Safranbolu

_4690

_4690 by Fatma Gokmen
_4690, a photo by Fatma Gokmen on Flickr.

Cinci Hanı/Safranbolu

2 Kasım 2009 Pazartesi

KEK

21/07/2008
Ne Mutlu bana bugün kızlarım ilk defa kek yaptı. Sağolsun teknoloji. MSN den bayağı destek verdim. Bir saat boyunca karbonatından ununa kadar tarif ettim. Tuğçe bilgisayarın başında büşra mutfakta iş başında. Fırını daha önce hiç kullanmadıkları için onu tarif etmek bayağı zor oldu. İşlerim çok yoğun olduğu için o ara “sizi eve gelince mahvedecem. “ dediğim için tuğçe yavrum korkmuş. O sırada msn de tık yok. Telefon açtım birazda telefonla destek verdim. Sonra haber verdiler kek kabarmaya başlamıştı. Son aşama fırın nasıl kapatılır. Oda halledildi.
Çok kızdığım için beni akşam kek yiyemezsin diye tehdit ettiler. Akşam eve gittiğimde nefis bir kekle karşılaştım. Gurur duydum kızlarımla . Ufak bir ayrıntı mutfak robotumuz fırının üstünde unutularak fırın çalıştırılmıştı. Ama robot sıcağa dayanıklıymış çalışmasında bir sorun olmadı.

ANKARA GEZİSİ

BİR AKŞAMÜSTÜ ANKARA GEZİSİ—NİSAN 09

Nisan ayında bir Pazar günüydü. Günerle optimum mağazında dolaşırken Cemilden bir telefon aldım. “Senem ile Ömer civar köylerde gezinti yapacaklarmış bizide çağırıyorlar” dedi. Hayır diyemezdim böyle tekliflere hemen kabul ettim.
Otoyoldan girip Çamlıdereye kadar gittik. Safranboluya otoyoldan giderken hep uzaktan gördüğümüz bayındır barajının yanına geldik. Manzara harikaydı. Zaten hep baraj yakınındaki o köyü görmek isterdim. İsmini barajdan alan Bayındır Köyünün içinden geçtik. Gördüğümüz köy isimleri Kalemler, Adaköy, Yakaköy, Kınık, Gümele, Kızıl, Peçenek, Tahtalar, Sorgun, ve Ilıca gibi isimlerdi. Bu isimler genellikle Türk boyları isimleri imiş.
Yollar dar ve uçurumlar çoktu. Senem zaman zaman korktu “ömer ömer”diye bir hal oldu. Ama köy manzaraları çok güzeldi. İlkbahar olduğu için yeşildi her yer. Uzun bir tırmanıştan sonra ormanlık bir bölgeye geldik. Sanki karadenizdeydik. Belki bir sınır olabilir. Yol kenarında İncik Sultan diye anılan bir türbe gördük. İnternetten araştırdığıma göre bu türbe ait secere şöyledir.
İncik Sultan Hz. Anadolu'ya İslamiyeti yaymaya gelen Horasan erenlerinden olup Alanya Bey'inin oğludur. 1440 yıllarında yaşamıþtır. İncik Sultan Hz. Türbe-i Şerifi Çamlıdere Bayındır barajı yapılmadan önce (Kurt) Yediören köyünde bulunmaktaydı.Yapılan barajdan dolayı Türbe şu anda Gümele köyünde bulunmaktadır.
Türbemiz sürekli ziyaret edilmektedir
Güdül ilçesinin sorgun beldesinde yayla şenlikleri düzenlenmekteymiş. Ayrıca burada bir gölet var kayaların arasından tıpkı bir deniz gibi görünüyordu.
Yeşilöz kasabası ise Ankaraya 100 km uzaklıkta güdül ile Kızılcahamam arasında yer almaktadır. Kayalara oyulmuş mağaralar var. Vaktimiz sınırlı olduğu için yakınlarına kadar gidemedik. Kirmir çayı gürül gürül akıyordu. Yeşilöz Bu çayın vadisinde derin kanyonlarıyla yemyeşil bir kasabaydı.
Ve nihayet Güdüle geldik. Her yer çiçek açmış kiraz ağaçlarıyla doluydu. Her yıl Haziran ayında kiraz festivali varmış. Evlerinin bir kısmı Beypazarı evleri gibi restore edilmiş çok güzel bir görüntü oluşturmuştu. Çok şirin bir ilçeydi.
Geri dönüşümüz Ayaş yolundan oldu. Toplam yaklaşık üç saatlik bir gezimiz böylece sona ermiş oldu.

İLKYARDIM EĞİTİMİ

18/9/2006
Kamu ve özel kuruluşlara Kızılay ilkyardım eğitimi veriyormuş. . Kızılay’ın böyle bir faaliyetinden bu eğitime kadar haberimiz yoktu. Bundan sonra hedef ilkokullara ilkyardım eğitimi vermekmiş. Eğitimin süresi bir haftaymış. Daha sonra bu eğitimi Sağlık Bakanlığı iki güne sıkıştırmışlar.
Eğitim Yemekhanede yapıldı. Toplantı salonumuz vardı ama niye kullanılmadı bir fikrim yok. Oysa bilgisayar firmalarını oraya kabul etmiştik.
EBK dan dokuz kişiydik. Eğitimin 11 kişi ile olması gerektiği için Sümer Halı dan iki kişi gelmişti. Bizden eğitime katılanların çoğunluğunun eğitim seviyesi ilkokul idi. Kurumdan eğitimi pek ciddiye alan olmamıştı. Hocamız Gürkan Bey ciddi bir şekilde hazırlanmış eğitimi günlük hayattan örnekler vererek anlatıyordu. Saat oniki olduğunda yemekhanede yemek hazırlıkları başladı. Gürültüler ve yemeğe gelenler olduğu için eğitime öğle yemeğinde biraz erken ara verdik. Saat 13,30 da eğitime başladık. Aman Allahım bulaşık makinesi müthiş bir gürültüyle çalışıyor. Hocanın sesini zor duyuyoruz. Tam 1,5 saat sürdü. Ardından çatal kaşık sesleri bulaşık makinesini arattırdı. Aşçılar makineyi boşaltıp yerleştiriyorlardı. Yarım saat kadarda bu sürdü. Saat 16,30 da dolap yapmak üzere marangozlar geldi. Neyse onları saat 17 den sonra gelin deyip gönderdik. Bu yüzden eğitimi saat 17 de bitirdik.
19/9/2006
Ertesi gün marangozlar geldi. Ölçüyü yanlış almışlar şöyle bir bakıp gittiler. Hocamız bize ilkyardım kitapları dağıttı. Aradan bir saat geçtik ten sonra malzeme ikmal başkanı ile tesisler daire başkanı geldiler. Yanlış anlamayın eğitime değil dolaplara bakmak için. Bu arada daha asılmamış tabloları asın talimatını verdiler. Az sonra tık tık çekiç sesleri tablolarımız asılıyor. Ne mutlu bize zıplayan bir yunus balığına bakarak yemek yiyeceğiz. Bir duyuma göre ileriki tarihlerde Bakanımıza iftar yemeği verileceği içinmiş bu hazırlıklar. Bu arada gözlerime inanamıyorum bizim çizgi film kahramanı tipli boyacı Şeref elinde boya kovası ile göründü. Aman Şeref bir sen eksiktin deyip gönderdik. Böylece öğlen oldu. Birde baktım ki etrafımızda yemek yiyen insanlar var. Üstelik işkembe çorbası içiyorlar. Biz de tam bugün mankenle suni teneffüs yapacaktık.
Öğleden sonra 13,30 geldik. Tam o sırada da marangozlar geldi. 15 dakika bir işimiz var dediler. Yarım saat oldu hala matkap çalışıyordu. Marangozların işi bitti nerdeyse bizim sıkıştırılmış eğitim de bitti. Uygulamaya geçilerek herkes teker teker suni teneffüs ve kalp masajı yaptı. Herkesin önünde yapıldığı için heyecanlandık. Ders dinlerken her şey basit gibiydi anlatmaya gelince beyinler durdu. Bu uygulama hafta sonu olacak sınav için bir deneyim kazandırdı. Ayrıca çok da eğlenceli geçti. Gürkan Bey bir de yazılı test sınav yaptı. Böylece ilkyardım eğitimimiz sona erdi. İnşallah sınavda başarılı oluruz. Başarılı olursak bir ilkyardım kartına kavuşacağız.
Kursa katılanlar: Fatma Gökmen, Hamza Karataş, Şevket Acınan (Sümer Halı), Ziya Özkaraoğlu, Cafer Tayyar Yıldırım, Dilaver Demir, Sevim Bayamlı, , Mehmet Bayram, Mithat Vural, A.İhsan Odacı, Ayşe Tezcan (Sümer Halı)

(Sınavda 2 yanlış yaptım ve 98 net cevapla ikinci oldum.)

ANNELER GÜNÜ

Bugün 10/05/2009 Anneler Günü . Büşra bugün kahvaltımızı hazırladı. Daha önce nadiren hazırladığı için bunun bir anlamı vardı benim için. Tuğçe çıtır ekmek yok diye bizimle kahvaltı etmediyse de sonrada bana birkaçtane sarı papatyadan oluşan kır çiçeği demeti vererek gönlümü aldı. Bu arada bana hediye vermek için kendi el emeği birtakım resimler yazılar yapmış ama istediği gibi olmamış. Bu yüzden üzüldüğü için bir süre onu teselli ettim.
Çok mutluydum Benim için bu hediyelerden daha büyüğü ve anlamlısı olamazdı..
Saat 14 de Büşra’nın okul toplantısına gitmeden önce sevgili kızlarımı babaannelerine bıraktık.
9/F Hazırlık Sınıfının İngilizce gramer öğretmeni aynı zamanda sınıf öğretmeni olan Fatma Hanım sınıfını şöyle anlatıyordu. “Çocuklar çok zeki, çok hareketli, özgüvenleri çok iyi, aralarında çok iyi koordineler, mükemmel espriler yapıyorlar ve çok mutlular. Tıpkı bir hababam sınıfı gibiler. Bizi bu yıl çok uğraştırdılar. İlk geldiklerinde saati bile anlatamazken şimdi her şeyi anlayabiliyorlar”
Diğer İngilizce öğretmeni Halime Hanım ise “18 yıllık öğretmenim 17 yıldır bu okuldayım bu yıla kadar gördüğüm sınıfların en başarılısı. Bizi çok yordular ama sonuçta her şeye değdi. Gelecekte inşallah hepsi iyi yerlere gelecektir ”dedi.
Bu anlatılanlar bizi çok mutlu etti. Ben bir anne olarak kızımızın böyle sınıfta olmasından gurur duydum.