28/04/2009
Bugün basın ve Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünün Kütahya Günleri sergisine gittim. Gitmeden önce birkaç arkadaşa söyledim ama ilgilerini çekmedi. Hatta bir tanesi “aman bu yaştan sonra ne yapacağız sergilerde” dedi. Ben bir anlam veremedim. Nedense farklı kültürler, değişik yöre insanları ile tanışmak, göz nuru dökülen emek ve sabır dolu el sanatlarını görmek beni mutlu ediyor. Sergiye önce yağlı boya resimlerini gezerek başladım. Resimlerden bir grub yağlıboya değildi. Suluboya, akrilik ve guaj boya ile karışık yapılan bir resim olduğunu yanıma gelen ressamı anlattı. Yalnız bu resimlerin yapılan hata sonucu telafisi olmadığını yeni baştan yapıldığını anlattı. Kütahya’nın değişik yerlerinde çekilmiş fotoğraflar beni daha çok etkiledi. İğne oyaları, çeşitle para keseleri ve çini işleri sergide ilgi çeken el sanatlarıydı. Ucunda at kılından püskülü olan çini işli toplardan aldım. Yanında kalp şekilli aynı süsten bir tanede hediye verdiler. Bu arada evde at kılı bulundurmanın örümcek ağlarını engellediğini öğrendim.
Sergide çeşitli termal otellerin de broşürleri vardı. Emet otel, güral harlek, Simav belediyesi Eynel kaplıcaları gibi
Kütahya’nın Gediz ilçesinin tarhanası meşhurmuş. Ege şivesiyle konuşan teyze pişirdiği tarhanalardan ikram ediyordu. Tadı Safranbolu tarhanasına çok benziyordu yalnız kırmızı biber katıldığı için rengi çok kırmızıydı. Yarım kg acılı tarhana aldıktan sonra Egeli teyzemden ayrıldım.
Değerli taşlar bölümüne geldim. Taşlarla birlikte gümüş takılar vardı . Pembe renkli kalsedon taşı ile bir tane kuvars taşı aldım. Kalsedon taşının gençleştirici özelliği varmış niyetim onu elimden hiç bırakmamak. Kuvars taşı da eklem ağrılarını gidermede ve gözlerin iyi görmesinde etkiliymiş. Avuçlarım içinde birer taş mutlu bir şekilde gülümseyerek oradan ayrıldım.
Kühahya ya gitmesem de tanıştığım samimi insanlarla ve sanatlarıyle orayı görmüş kadar oldum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder